Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Teftiş Kurulu dosyasına yansıyan bir tanık ifadesi, cezaevlerinde tahliye süreçlerinde rüşvet iddialarını gün yüzüne çıkardı. Bir tutuklu, 50 bin dolar ödeyerek sadece 18 günde serbest bırakıldığını öne sürdü. İddialara göre, toplam para trafiği 200 bin dolara kadar ulaştı ve bu süreçte WhatsApp yazışmaları da delil olarak incelenmeye alındı.
Gazeteci Seyhan Avşar’ın haberine göre, Adana’da Bayğaralar suç örgütü kapsamında tutuklanan Vedat Çelik, HSK müfettişlerine verdiği ifadede, kendisine vekalet eden avukatı Kasım Yaraşır’ın, “Suçsuz olsan bile en az 18 ay tutuklu kalırsın. Ancak bir yol var, seni tahliye edebiliriz” dediğini belirtti. Çelik, bu süreçte bir hakimin talimatıyla 50 bin dolar talep edildiğini ve ailesinin bu parayı bulup avukat aracılığıyla teslim ettiğini iddia etti.
Çelik, özgürlüğüne kavuşmak için her türlü imkanı kullandığını vurgulayarak, “Ben avukatımla yaptığım görüşme sonucunda bu parayı ödemeye karar verdim. Ailem, çalıştığımız döviz bürosundan gerekli parayı temin ederek avukata verdi” dedi. Tahliyesinin 18 gün sonra gerçekleştiğini ve paranın avukata “emanet” olarak bırakıldığını ifade etti. “Evimi isteseler evimi de verirdim” şeklinde konuştu.
İddialara göre, Vedat Çelik’in dosyasıyla sınırlı kalmayan bir süreç yaşandı. Çelik’in ağabeyi için 75 bin dolar, başka bir yakını için ise 46 bin dolar ödendiği öne sürüldü. Bu durumda toplam para trafiğinin 200 bin dolara kadar çıktığı iddia ediliyor.
Vedat Çelik, iddialarını desteklemek amacıyla telefon kayıtları ve WhatsApp yazışmalarını HSK Teftiş Kurulu’na sunduğunu açıkladı. Belirtilen dijital delillerin, para trafiğinde aracılık yaptığı öne sürülen kişileri ortaya çıkarabileceği ifade edildi.
HSK Teftiş Kurulu’na yansıyan bu ifadeler, yargı sistemindeki rüşvet ve aracılık iddialarını yeniden gündeme taşıdı. İddiaların doğrulanması durumunda, yalnızca aracılar değil, aynı zamanda kamu görevlileri için de ciddi disiplin ve ceza süreçlerinin devreye girebileceği değerlendiriliyor.